Yönetim Kurulu Başkanı'nın Mesajı

2018 yılında başlayan ve küresel çapta türbülansa neden olan makro belirsizliklerin, geçtiğimiz yılın sonuna doğru kısmi olarak dengelendiğini gözlemledik. Ticaret savaşlarında ABD ve Çin’in, Brexit sürecinde ise İngiltere ve Avrupa Birliği’nin 2019’un son aylarında anlaşmaya varması ve merkez bankalarının gevşek para politikaları gütmesi, daha derin bir global krizin önüne geçti. Bunun sonucunda 2020’ye nispeten iyimser bir görünümle başladık. Bu görünüme karşın, temel konularda köklü bir iyileşmeden bahsetmek zor. Örneğin, Türkiye’nin de kritik ticaret ortaklarından olan Euro Bölgesi’nin büyüme hızı %1,2’ye kadar düşerken; Çin’in, son 30 yılın en düşük büyümesini kaydetmesi küresel istikrara dair soru işaretleri yaratıyor. Diğer taraftan, 2019’da uluslararası ticaret hacminin son 5 yıldaki en yavaş büyümeyi gerçekleştirdiğini ve sınır ötesi satın alma-birleşme işlemlerinin toplam değerinin bir önceki yıla göre %25 düşüşle yine son 5 yıldaki en düşük seviyeye indiğini görüyoruz. Bu durum, küresel belirsizlik ve korumacılık ortamında şirketlerin de kendi bölgelerine yöneldiklerini gösteriyor. Tüm bunlara yılın son günlerinde belirtilerini göstermeye başlayan; ancak etki boyutu kestirilemeyen Covid-19 salgını eklendiğinde, her zamankinden daha temkinli hareket etmekte fayda olduğunu görüyoruz. Ülkemiz ise zorlu şartlar altında girdiği 2019 yılını kademeli bir toparlanma ile tamamladı. Düşen faiz oranları ve enflasyonla birlikte, kurdaki volatilitenin nispeten sakin seyretmesi ekonomiye dair olumlu işaretlerdi. Böylelikle yılın ilk ve ikinci çeyreğinde sırasıyla %2,3 ve %1,6 daralan Türkiye ekonomisi, 2019’da %0,9’luk büyüme yakalayabildi. Özel sektör yatırımları ve tüketici güven endeksleri gibi diğer birtakım göstergeler ile son yıllarda hassaslaşan ABD ve Rusya ile ikili ilişkilerimizin seyri ise önem arz etmeye devam ediyor.

2020’ye girerken, öncü göstergelerden biri olan imalat PMI endeksindeki artış trendi ve büyüme tahminlerinin %3-%5 bandına yükselmesi; tıpkı dünyada olduğu gibi, ülkemiz için de temkinli; ancak iyimser bir yıl beklentimizi güçlendirdi. Öte yandan resesyon, salgın gibi küresel risklerin sürekli hale geldiği bir dünyada, yapısal reformların ve sürdürülebilir kalkınma modellerinin hayata geçirilmesinin kritik olduğunu düşünüyoruz. Özellikle ekonomik/politik öngörülebilirlik, güçlü hukuk sistemi ve sağlıklı finans piyasalarının oluşması; ülkemizin küresel krizlere karşı direncini artırmasını, özel sektör yatırımlarının ve tüketici güveninin ivme kazanmasını sağlayacak unsurlar olarak gözüküyor.

Akkök Grubu olarak, 2019’da da büyümemizi sürdürdük ve kombine ciromuzu 15 milyar TL’ye çıkardık. Bu yıl yurt dışı satışlarımız 2,7 milyar TL’ye ulaşarak, büyümeye katkı sağladı. Grubumuzun kombine net kârı ise 2018’e göre ciddi bir artış göstererek 540 milyon TL’ye yükseldi. Kimya, enerji ve gayrimenkul başta olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde, gerek ülkemize gerek paydaşlarımıza değer yaratma hedefimiz doğrultusunda hareket ediyor ve bunun için büyük gayret gösteriyoruz. Bu hedefimize ilerlerken, katkıda bulunan tüm iş ortaklarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum.

Saygılarımla,

Raif Ali Dinçkök

Yönetim Kurulu Başkanı